17 Ağustos, 2005

BİSİKLET GÜNLÜĞÜ I







Bu benim bisikletle ilk uzun yol denemelerimden biri. Bisikletim bitpazarından alınmış 20 milyonluk bir city bike, daha doğrusu ben kıvrık gidon takarak öyle yapmaya çalıştım. Aslında çalındığı sahibi tanımasın diye pembeye boyanmış 27 inçlik bir külüstür. Çalınan dördüncü bisikletimden sonra yeni bisiklet almamaya karar verdim. Kardeşim Tayfun'a göre dört bisiklet çaldıranın bir bisiklet çalma hakkı oluyormuş. Ben hakkımı çalıntı mal alarak kullandım.Belki de eski sahibinin lanetinden,daha sonraki seyahatlerde başıma epey iş açtı!
15 Haziran2004
saat13 00 Maltepe

Sabah sekizde Can’ımı öptüm yola çıktım , Karşıyaka’da 11,5 milyona gidonu değiştirip sepeti de yeni gidona uydurdum. Pedalları değiştirtmeyi unuttum. Emre’nin karısı Seval’in eczanesine uğrayıp harita aldım, kolonya da verdi. Bostanlı sahili pek güzeldi, işsiz zenginler yürüyüş yapıp tenis oynuyorlardı. Mavişehir’de hiç balkonda oturan insan görmedim. Arkadan Atatürk Organize Sanayiye girdim. Her yere kontrol kulübeleri koymuşlar, bir nev’i boş istihdam. Öyle oturuyor askerliğin doğuda yapmış gençler, hatta oturmayıp ayakta geçen arabalara bakıyorlar iş yapıyormuş gibi görünmek için. Kurumuş bataklık alanında kürt kadınlar deniz börülcesi topluyorlardı. Otobana çıkınca bir süre ters yönde gittikten sonra Ulukent’te Seyrek yolu kavşağındaki petrolde ilk molayı verdim, yüzümü yıkadım, tuvaletten su doldurdum’’çölde şaşal aranmaz’’. Seyrek yolunda Neşe aradı giderken konuştum.Rüzgar hep karşıdan esti, sazlıkları yatırdı, bir tabelayı devirdi. Şanssızım ben böyle konularda, ama eş konusunda sanslıyım ,varsın rüzgar da böyle ters essin. Maltepe’ye kadar son sekiz km karpuz hayaliyle zor geçti. Merkezdeki karpuz aldığım kamyon ben aldıktan beş dakika sonra gitti. Beş dakika geç geldiğimi düşünmek bile istemiyorum, bırr…
Maltepe kahvesi sakin, geniş ,garsonu down sendromlu. Ne güzel çalışıyor, çok şanslı. Bana da karpuz yiyeyim diye tepsi getirdi, al bunda ye koç dedi, sağol koç dedim. 3/4 karpuzu bir anda yuttum, üzerine soda sigara. Yaşlılar rüzgarda sohbet ediyor, içerde sinematürk açık; Necdet Tosun aşçı rolünde gene. Maltepe’ye gelmeden bulduğum sol eldiven tekini parmaklarını keserek bisiklet eldiveni haline getirdim. Gidon tutamaçları elimi çok acıtıyor üzerlerinde shenshi yazıyor kabartmayla.şenşi şenşi….

Saat 19 30Yeni Foça Erdem PansiyonMaltepeden çıkınca İzmir’den beri ilk kez bir inişe rastladım, rüzgar da aylardır ilk kez arkamdan esiyordu. Büyük bir zevkle indiğim yokuş beni birbuçuk km sonra beyaz un gibi toprakla örtülü bir patika götürdü. Sanırım asbestli bir topraktı. O unları uçurarak gelen kamyonun şöförü yanlış geldiğimi, Maltepe girişindeki köprüden Gediz nehrini geçmem gerektiğini müjdeledi. Böylece mesele anlaşıldı.Yine rüzgara karşı 1,5 km rampa çıktım. 15 km sonra Bağarası’na geldim ,ama hep rüzgara karşı, saatte 7-8 km ile ,çok moral bozucu idi. Bağarası’nda Emine teyzeden otlu gözlememi yedim, iki ayran içtim, ağaç altındaki eski koltuklarda uyudum. Neşe’nin telefonu ile uyandım, Priştina ölmüş. Çok üzüldüm, hem genç öldüğü için hem de iyi bir başkandan mahrum kaldığımız için. Sonradan düşününce sabah daha cesedi bulunmadan oturduğu evin önünden geçtiğimi fark ettim.
Bağarası’ndan sonra yine 6 km’yi 40 dakikada gidebildim. Kıçımın bacaklarımın ağrısı bir yana bu rüzgar beni ağlatacak. Rüzgara karşı gitmek kadar faydasız bir şey yok hayatta. Polyanna bile bunun iyi bir yönünü bulamazdı. Bir setin üzerinden bolca dut yedim. Rampa aşağı 38.8 km süratle Yeni Foça’ya girdim. Derhal açıkta yatma fikrini kafamdan attım ve on milyona duşlu bir pansiyona yerleştim. Giysilerimi yıkadım, astım. Meme uçlarım yara olmuş gibi acıyor dokununca ama görünürde bir şey yok. Acaba sürtünmeden mi oldu? En çok ellerim, sonra kıçım, sonra bacaklarım acıdı. 75 km yaptım bu gün. 3,5 + 1,5 + 0,45 = 5 saat 45 dakikada.

İthalat:tek yumurtalı tortilla, 4 kilo karpuz, 1 gözleme, iki ayran, 100 g yer fıstığı, 2 turna balığı, tek rakı, salata ,1lt bira
İhracat:Evde** ,Maltepe Camii*** ,Bağarası** ,Erdem pansiyon** , ***
16 Haziran2004 Çarşamba Dikili / Metin amcanın Grup kafesi 21 45
Dün gece birayı götürdükten sonra (birayla beraber fıstık ve mayo da aldım 4,5 milyon liraya) dolaşmaya çıktım. Balık hali kapanmak üzereydi, iki turna balığı aldım iki milyona, yanındaki Müzeyyen çalan restoranda beş milyona rakı ve salatayla ezdim. Herşey iyi bir uyku için uygundu. Hatta dönünce Almanya Hollanda maçının ilk devresini izlerken bir bira daha içtim. Gel gör ki sinekler ve kalın yorgandan uyuyamadım. Üçbuçukta kalktım, yorganı kapının altına tıkadım, çantadan pikeyi çıkardım, kaşınan yerlerime kolonya sürdüm, en az beş tane sinek öldürdüm, dolama olmasından korktuğum sağ orta parmağıma da kolonyalı tuvalet kağıdı sardım. Sabah saat 8 e kadar uyuyabildim bu sayede. Poğaça çay kahvaltısından sonra bir çay da sahilde içtim sigarayla. Seleyi alçalttım ve önünü kaldırdım el bileklerim için. Aliağa yolunda kestirme bir yol vardı ama Neşe’yle telefonla konuşurken kaçırdım. Cep telefonu safi zarar! Bugün de sağ eldiven teki buldum.Yeni şakran’da soda içerken aşınmış parmaklarını ve bilek kısmını kesince sol tekten daha sportif bir bisiklet eldiveni oldu.Yolda ölmüş bir serçe ve kabuğu kırılmış yavru bir kaplumbağa gördüm. Bir tarlada da bülbül ötüyordu galiba. Aliağa’da sahilde soğuk kavunumu yedim. Pahalı kavunlar daha tatlı oluyor. Çöp sorduğum falcı kadın kabukları ağacın dibine koy dedi ben de öyle yaptım. Bugün pek rüzgar yoktu ama rampa çoktu. Hele Çandarlı Dikili arasında inişle çıkış nötrlenmedi gibi geldi bana nasıl olduysa. Esentepe’de yorgunluktan sebilde mola verdim. Ferdi, Belgin ve Muhammet’le muhabbet ettik, çilek yedik .Muhammet ordinaryus profesör doktor olacakmış. Babası demirciymiş, köşeden üçüncü dükkan onlarınmış. Çandarlı’da cami avlusunda yediğim yarım tavuk ve bir lt ayran beni çok susattı ve uykumu getirdi. Avluda serinlikte 45 dk uyudum bankta . Camilerde rahat ediyorum;hekimevi gibi, islamevi. Dikiliye kadar 5 lt su içmişimdir. Uzunburun’daki sebilin üzerinde sadece ’’BİRİSİNİN HEDİYESİ’’ yazıyordu.

İthalat:3 poğaça, 1 kavun, 250 gr çilek, 1 lt ayran, yarım tavuk, pide, 30 yıllık pomfirit ve tost ustası Metin amcanın tostu, 100 gr fıstık, bir bira

İhracat:Erdem pans ***, Yeni Şakran***, Güneş pansiyon****

Total süre: 6 saat 13’, yol 81 km, ortalama sürat 13 km. Güneş pansiyonun sahibi Rahim 11 milyondan aşağı vermedi. Sırf anısı yüzünden kabul ettim, 22yıl önce de aynı pansiyonda kalmıştık ailece. Umarım uyurum bu gece.

Sonradan not:
O gece uyudum , ertesi gün ise kendimi pek halsiz hissettiğimden otobüsle İzmir'e döndüm.

5 yorum:

sezgihan dedi ki...

selam gülmemek elde değil,abi bu gırtlak zavki,alkol,sigara vs.nasıl gidiyor bu pisiklet anlamadım gitti.aşk nelere kadir.bizede ver ya rabbbiii...

yeşil kivi dedi ki...

merhaba, çok özlediğim yerleri uzun aradan sonra okumak müthiş oldu doğrusu...hey gidi günler...

loungetime dedi ki...

Çandarlı-Dikili arasını deniz yolundan gitseydiniz o harika manzarayı kaçırmış olmazdınız.
O

ssbb dedi ki...

Deniz yolundan derken sahilde başka bir yol daha mı var, yoksa bayağı denizden mi anlayamadım.
Denizden ise o zaman su bisikleti gerekecek:)

mehmedim dedi ki...

merhaba en çok 4 bisiklet çaldırmanız üzerinde düşündüm fakat bu 4 bisiklet çaldırıp 1 bisiklet çalma hakkı da ilginç doğrusu