10 Kasım, 2016

DOMİNİK YOLUNDA BİR SERGÜZEŞT

DSC07814

Bu blogu takip edenlerin arada mesaj atıp yeni yazı beklediklerini söylemeleri beni gerçekten çok motive ediyor. 
Bu motivasyonla başlayıp yazdığım epeyce seyahat yazısı da birikti ama bir yazının içime sinip yayınlanabilir hale gelmesi için çok fazla emek, zaman ve en önemlisi de bu günlerde gittikçe daha zor bulunan konsantrasyon gerekiyor.

DSC07839

  Yayınlanmamış yazılar ve henüz yazılmamış seyahatler acemi tetris oyuncusu misali biriktikçe işin altından kalkmak zorlaşıyor.
Şu anda yayınlanmayı bekleyen Bali, Malta, Sicilya, Belgrad, Varna, Arjantin, Uruguay,




 ve muhtelif Yunan adaları yazıları varken iki sene önce Dominik Cumhuriyeti dönüşü başımızdan geçen bir olayı diğer tasarruflu gezen arkadaşlarıma faydalı olabileceği düşüncesi ile daha fazla bekletmeden paylaşmaya karar verdim.

 



Uyarı: Bu yazı Dominik Cumhuriyeti'nden değil yoldaki bir takım olaylardan bahsetmektedir. 

Sömestre tatili için İberia'dan Madrid çıkışlı 475 euroluk bir bilet bulunca daha önce nerde olduğu hakkında pek bir fikrimiz olmayan Dominik Cumhuriyeti'ne gitmeye karar verdik. 
 O sırada Survivor çekimleri yeni başladığından Türkiye'de pek tanınmayan ülke, Karayiplerde Haiti ile aynı adayı paylaşıyormuş.

DSC06593  

(Ayrıca Dominika diye turistik olmayan başka bir ülke daha varmış, hazır öğrenmişken onu da öğreniverdik) 
İberia'nın ucuz uçuşunu THY nin 119 euroluk Madrid promosyonu ile birleştirince parkur 600 euroya tamamlanmış oldu. 
 Dominik'e giderken bir gece Madrid'de kaldık. 



İndiğimizde hava kararmaya yakın olduğundan merkeze servis otobüsüyle gittik; kişi başı 5 euro imiş. 

DSC05190

Binerken Can'ı gösterip 
"Bu sabi için de para ödeyecek miyiz?" diye sordum.  
Şöför yaşını sordu. 
Doğruyu söyleyip 12 deyince elbette 15 euroyu bayıldık. 
Çocuk sahibi gezginler için iki önemli yaş var. 
İlki 2 diğeri ise 12 . 


2 yaş dolana  kadar uçak bileti dahil  her şey bedava.
 2-12 arası indirimli, 12 den sonra ise her şey tam bilet! 

Ayrıca artık otelerde de 3 kişilik oda tutmak gerekiyor.
Madrid'de Neşe'nin Booking'den bulduğu merkezde bir otelde kaldık ki herhalde hayattaki en pahalı konaklamamızdı  (80 euro)

DSC05248 
Buna rağmen eski bir iş hanında, pek mütevazi, küçücük bir odaydı. 

DSC05205

Akşam yemeğini merkezde bir öğrenci kafesinde yedik. 
Fiyatlar çok ucuz olduğundan kapıda sıra vardı. 

DSC05292

Can burada ilk defa alkolsüz bira içti, kendini çok havalı hissetti.  

DSC05278

Öğrenci ortamı şamatalı, güzeldi, 
(Hamburger 1, bira 1,2 euro)

DSC05291

Sabah aynı otobüse binerken bu sefer Can'ı karıştırmadan 10 euro uzattım, sorgusuz sualsiz geçtik. 

DSC05322

Dominik'te 9 eğlenceli gün geçirdik.
Araba kiralayıp adayı epeyce gezdik. 

DSC05836

Dönüş yolunda Santa Domingo'dan bindiğimiz Copa Airlines'ın uçağı gitti gitti, Panama'ya indi.

DSC07922 
Bir de 4 saat bekleyeceğimizi duyunca dışarı çıkalım dedik.

DSC07886 
Pasaportumuza Panama damgası bastırıp havaalanının dışına doğru biraz yürüdük, 
bir iki fotoğraf çekilip döndük.

DSC07890 
Panama'yı gördük mü, gördük: Çok sıcakmış. 
Ayrıca Renault Clio'ları Nissan diye satıyorlarmış. 

DSC07896

Markaların uluslararası ad değişimlerini hiç anlayamıyorum . 
Brezilya'da da Vectra Chevrolet markası altında satılıyor.

DSC09375

 Dönüşte 8,5 saatlik uçuşla sabahın erken saatlerinde ikinci kez Madrid'e indik.

DSC05328

THY ile İstanbul uçuşumuz ise gece yarısıydı.
Seyahat dönüşü ıvır zıvırla dolu ağır çantalarla Madrid'de bütün gün dolaşmamız ne kadar imkansızsa çanta başına 15'er (hatta bizimki gibi büyükler için 20'şer) euro verip havaalanı emanetine bırakmamız da (en azından benim için), o kadar olanaksızdı. 

DSC07748

Kul sıkışmayınca hızır yetişmezmiş...
Yol boyunca bu konuyu düşünerek içtiğim romların etkisiyle aklıma parlak bir fikir geldi, Neşe'ye açtım:
"Biz Panama'dan gelen çantalarımızı taşıyıcı banttan almasak ne olur? 
Kayıp eşyaya koyarlar. Bunun da bir ücreti yok. 
Akşamüstü gidip bizim çantalar burda kaldıydı der, alırız" dedim



Neşe elbette olaya temkinli yaklaştı. 
"İyi o zaman, için rahat etsin, gidip sorayım" dedim
Unutulan çantaları toplayan adama çantaları ne yaptıklarını sordum; aynı katta bir odayı işaret etti.
Gidip çantaların ortasında oturan görevliye 
"Unutulan çantalar burada ne kadar kalıyor?" diye sordum
24 saat bekletip sonra kayıp bürosuna gönderiyorlarmış.

DSC07880

"Biz bir Madrid'e gidip geleceğiz. Bizim çanta buraya gelse başına bişey gelmez, di mi?" diye sordum.
Anlamadı. 
Bir daha anlattım. 
Bu sefer anladı ama bir yorum yapmak istemedi. 
Döndüm Neşe'ye öğrendiklerimi anlattım. 
"Yine de içinin rahat olması için taşıyıcı adam bizim çantaları alana kadar bekleyelim" dedim. 
Adam da memurdan planımızı öğrenmiş olacak ki bizim çantaları bantta bıraktı, hep diğer taraflara gitti. 
(Bu arada Madrid havaalanı kocaman. 
Giderken çekinden sonra kapıya varmak 23 dk sürdü. Her kapıya kaç dakikada yürüneceği elektronik panoda ilan ediliyor)

DSC07935  
Çantaların bantta dönmekten içi bulandı, bizim de beklemekten canımız sıkıldı,
"Hadi gidelim, kim n'aapsın bizim kirli kıyafetleri" dedim; çantaları bantta döner halde bırakıp çıktık.

DSC07947

Bu sefer vaktimiz bol olduğundan şehre otostopla gittik.

DSC07949 
Otobüsten çok daha hızlı ve kolay oldu.

DSC07953


Gün boyunca Madrid'i gezdik , bol bol yürüdük, dere kıyısına indik.

DSC08015

 Jambon fiyatlarına hayret ettik. 

DSC05209

Kilosu 200-300 euroya jambon var, anlaşılır bir şey değil, kuyumcu gibi kesiyorlar. Şahsen bana kilosu 200 euro olan bir şeyi bedava versen yiyemem, içim almaz.

DSC05222

Yorulunca kiliselerde dinlendik.

  DSC07993

Küçük bir lokantada öğlen yemeğimizi yedik.

DSC08053

Hava kararınca bu sefer metro ile hava alanına döndük.

DSC08072

Geliş katındaki polislere biniş kartlarımızı göstererek çantalarımızın içerde kaldığını söyleyerek, heyecanla bagaj alınan bölgeye girdik. 
Baktık bizim çantalar bagajların saklandığı odanın önünde yere bırakılmış, üstünde de bir not...

DSC08079 
(Google'dan tercüme ettik: "Şehre gezmeye gittiler, çantalarını burda bıraktılar" yazıyormuş. 
Düpedüz gıcıklık! )  
Neyse sonuçta bunun kullanılabilir bir yöntem olduğu anlaşıldı, tasarrufa dikkat eden gezginlere öneririm.
Çantalarımıza kavuşmanın sevinci içinde checkin için gidiş katına çıktık.
Bir de ne görelim: 
"BİZİM İSTANBUL UÇUŞU İPTAL OLMUŞ" 

DSC08112

Bu daha önce hiç başıma gelmemişti. 
Türk bir görevli iptalin sebebini bilmediğini söyleyerek yolcuları sakinleştirmeye ve otele göndermeye çalışıyordu. 
Ben de bağlantılı İzmir uçuşumuzu kaçıracağımız ve Pazartesi işe gidemeyeceğimiz için epeyce söylendim ama anlaşılan kadıncağızın elinden gelen bir şey yoktu.

DSC07905 
İzmir uçuşumuz Pegasus ile olduğu için yanan biletimizin telafisi de söz konusu değildi. Kadın yine de yasal haklarımızı arayabileceğimizi söyledi. 
Ben bu arada kadının masasında bıraktığı THY iç yazışmasını okudum. 
Yazıda uçuşun iptalinin hava muhalefeti veya teknik bir sebepten kaynaklanmadığı yazıyordu.
Bizi lüks bir otele götürdüler, şaraplı maraplı, büyük tabaklı, lüks bir yemek ısmarladılar.

DSC08088 
Sabah da kahvaltıdan sonra alıp İstanbul uçağına götürdüler.

DSC08116 
Otelde internetten İzmir için yeniden bilet baktık, üç bilet 1000 lirayı buluyordu, almadık. 
İnternete girmişken hava taşımacılığı sözleşmesini de okudum ve THY'nin bu koşullarda (hava muhalefeti veya teknik bir sebepten kaynaklanmayan iptallerde) bize bu mesafe için kişi başı 400 euro tazminat ödemesi gerektiğini anladım. 
(Çevremizdeki konuşmalardan çıkardığım kadarıyla iptal edilen uçuştaki yolcuların onda birinin bu tazminata başvurduğunu, hatta haberdar olduğunu sanmıyorum)

DSC08146

 İstanbul'a inince ne yapsak karar veremedik. 
THY'den tazminat alacağımız garanti olsa paraya kıyıp uçakla dönecektik ama ben pek ihtimal vermiyordum.
Yakın saatte boş uçak da olmadığından otobüsle dönmeye karar verip metro ile Esenler Otogarına geçtik.

DSC08158 

Karayiplerden hemen sonra Esenler otogarı insana bir hoş geliyor. 

DSC05986

DSC08160 
Otobüsle, feribotla geze geze İzmir'e geldik.

DSC08172

Döndükten sonra bir dilekçe ile THY'ye başvurup tazminatı talep ettim. 
Bir ay hiç ses çıkmadı. 
Bir daha yazdım, bir ay daha ses çıkmadı, ikinci ayın sonunda bir daha talebimi yineleyince tazminatımı İzmir ofisinden alabileceğimi söylediler. 



İşin doğrusu parayı alıncaya kadar böyle bir şeyin olabileceğine (119 euroluk gidiş dönüş biletinin bir ayağı için 400 euro tazminat verileceğine) pek ihtimal vermemiştim ama oldu. Görevli kadın 1200 euro karşılığı bir tomar Türk lirasını saydı, bana verdi. 
Biz de sülalemizi toplayıp kocaman bir yemek yedik.

DSC08141




26 yorum:

Ümit Orhan dedi ki...

Esyalari bantta belese birakmayi senden ogrenmistim ama bunu boyle kesfettigini bilmiyordum. :D
400 eu tazminat harika olmus. Israrla hak aramak lazim demek ki.

2-12 yaslari cok iyi bir tuyo. :) Ogrendigim iyi oldu. Sanirim 15 e kadar ozellikle otobuslerde vs pek bir sorun yasamayiz.
Yazilarini cok severek birlikte okuyoruz Bora abicim. Digerlerini bekliyoruz.
sevgilerle

yolizi.com dedi ki...

Dilinizde bir arkadaşı dinlemenin sadeliği ve lezzeti olduğu için dönüyorum okumaya... Giderek çoğalan gezi bloglarının ötesinde sade bir şekilde yaşamak, yaşlanmak, gezmek, çocuk büyütmek, afilli abartmalardan uzak, herhangi bir şeymiş gibi yapılması ve yazılması her şeyin...
Yolunuz açık, sağlığınız sıhhatiniz yerinde olsun. Selamlar...

Gökhan dedi ki...

Polisiye roman gibi. Gizli yazışmayı deşife edip, bilgiyi kullanıp hakkını almak zor iştir bu cenahta. Nitekim birisi de çıkıp teknik sorun vardı dese aksini nasıl ispat edeceksin. Bu kadar iş kovalayan adamın burada yazmamış olsa da o yazışmanın bir kopyasını kendine yollamış olabileceğini düşündüm? Her şekilde tebrik ederim.
Bizim minik de 18 gün sonra 2 yaşını dolduracak. Ailece gezmenin maliyeti arttıkça insan geriliyor. Minnacık çocuk, zaten minyon gelsin işte kucakta da diyemiyorsun.
Yine bol eğlenceli, bilgilendirici, öncü bir yazı; teşekkürler. Klavyene kuvvet abi.

cenk dedi ki...

Üstad; Madrid'de cidden ayıp etmişler. Düpedüz gıcıklık, hazımedememe. Sonuçta sistemin açığını yakalamışsın, gayet güzel faydalanmışsın. İşte Avrupa koloniyel düşünce yapısı. Ezikçe not bırakmışlar çantaların üstüne. Yenilgiyi hazmedemiyorlar.
Ama bu zekanı ve azmini minimum para harcama stratejisi üstüne değilde, maksimum para kazanma stratejesi üzerine harcasaydın şimdi bambaşka konumdaydın üstad.
Yinede saygı duydum. Başarılarının devamı dileğiyle.
Saygılar.

ssbb dedi ki...

Yanılıyorsun Cenkcim,
İnsanın zenginliğini belirleyen geliri değil gideri, yani kazandığı değil harca(ma)dığı miktardır.

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Cok sevindim postunuzu görünce!Digerlerinide bekliyoruz heyecanla ama gercekten zaman ve konsantrasyon gerekli dediginiz gibi!

Karayiplerden sonra yurda dönüs kismi cok eglenceliydi,tebrik ediyorum sizi...

Can o kadar büyümüski insan sasiriyor! Selamlar efendim Nürnberg`ten...

hy dedi ki...

bora abi 1.5 yıldır haftada bir sitene giriyodum yeni yazı var mı diye.
bugün de girerken hiç ümidim yoktu açıkçası.
fotoğraflarını görmeyeli can da büyümüş :)
valizi bantta bırakmak, benim yapmaya cesaret edemeyeceğim bişey.
şu sıkıntılı anımda yazın yüzümü güldürüdü teşekkürler
hayrettin

Bezen Hindistan dedi ki...

Super bilgiler. Cok tesekkurler paylastiginiz icin. Ic yazismayi okuma firsatiniz olmasaydi ucusun iptal nedenini aciklikla soylerler miydi yoksa tazminat yolunu kapatacak bir cevap mi verirlerdi merak ediyorum. Havayollarina guvenim sifir goruldugu gibi:) NJ/NY taraflarina yolunuz duserse lutfen haber verin, misafirimiz olursunuz. Sevgiyle kalin:)

Suleyman Erharat dedi ki...

Özlemişiz yazıları, devamını bekliyoruz.

maria lopez garcia dedi ki...

Ben de birden bir bakayım dedim ve yazıyı gördüm. Tonla seyahat bloğu türedi. Çok fazla bilgi vereni de var çok afilli tasarlananı da. Hiçbirine değişmem hocam şurdan aldığım tadı.

eliza bennet dedi ki...

Aynen, bir sürü seyahat blogu var ama Bora Bey'in yazı ve fotoğraflarının tadı başka. Samimiyet geçiyor herhalde okuyana bir şekilde.

Can ne kadar büyümüş maşaallah. Diğer yazıları hevesle bekliyoruz.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Bagajı bırakmaya cesaret edemem herhalde ancak uçuş iptali konusunda yazdıklarınız çok aydınlatıcı oldu, teşekkürler.

LITTLE MAN dedi ki...

Ben çok seviyorum yazılarınızı. Girip yeni yazı bulamayınca da fena bozuluyorum. Umarım daha çok geçer, daha da çok yazarsınız

Hande Ö. dedi ki...

Sevgili Bora bey blogunuzun sıkı bir takipcisiyim.Ne yapsak diye bu sonbaharda düşünürken uçaksız istanbula aktarma yapmadan gitmeden nereye gidelim derken sizin yazınızdan esinlendik.Anne kız bi çılgınlık yapıp izmirden haskova bileti alıp aktarma yapıp sofyaya geldik.Tüm önerdiginiz yerleri geziyoruz şuan.Çok sevdik sofyayi haskova ise cok sakin yemyeşil bir şehir.Tek hoşumuza gitmeyen taraf maalesef yunanlilar gibi sicakkanli degiller.Can a ve eşinize sevgilerimizle.

senay dedi ki...

teşekkürler bora bey. seyahati değil de, yolu anlatan başkası olsa bu lezzette olur muydu, sanmam.
ne yazsanız okunuyor.
ben de yeni yazı görünce mutlu oldum.
Can çok büyümüş. Mutlu aile tablosu var resimlerinizde. Maşallah diyelim.
Arkadaşa yaptığınız yoruma katılıyorum, Zenginlik çok çalışmak değil, gideri azaltmak bence de.
ama sizin gibi bu konuda master derecesinde olmak 😄 herkesin becerebileceği birşey değil.
selamlar

Elif dedi ki...

Bora Bey merhaba, her yer seyahat blogu dolsa da sizin blogunuzun tadı bambaşka. Yıllardır okuyup yorum yapmayanlardandım en baştaki yazınızı görene kadar. Üslubunuz, değindiğiniz noktalar, değerlendirmelerinizle yazılarınız çok keyifli. Okuyunca mutlu oluyorum. Az emek değil çok teşekkür ediyorum. Devamını herkes gibi heyecanla bekliyorum.
Sevgiler, selamlar

AYDAN dedi ki...

abi sen yaz . ne yazarsan olur istersen pazar alışverişini yaz ama boş bırakma şu blogu . kaç zamandır girip yazı göremeyince bişey oldu herhade bunlara diyip ekşi sözlükten falan aradım bi bilen eden var mı diye..


murat bilgin dedi ki...

Bora bey yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.
Turistik olmayan şehirlerden zevk aldığınızı biliyorum.
Bize yol göstermesi açısından iyiki gitmişim dediğiniz 5 veya 10 yeri bize sıralayabilir misiniz?
Şimdiden teşekkürler.

ssbb dedi ki...

Gittiğime pişman olduğum bir yer hiç olmadı.
Ancak artık kalmadığından iyi ki Suriye'ye ve eski Doğu blokuna bol bol gitmişim diyebilirim.
Kentlerden ziyade tanıştığım kişiler, kurduğum arkadaşlıklardan büyük zevk alıyorum.
Bu nedenle iyi ki Couchsurfing'i keşfetmişim dersem en doğrusu olur

Emekli Hayat dedi ki...

Bora bey ben de çok uzun bir süredir yazılarınızı zevkle okuyorum. Sıkça yeni yazı var mı diye blog'a girip bakıyorum...Can gerçekten çok büyümüş. Neredeyse boyunuza ulaşmış. Yazılarınızı merakla bekliyoruz. Selamlar..

Alper Akcali dedi ki...

Merhaba; iyi ki yeni bolum koydunuz. Devat etmeyeceksiniz diye uzuluyordum. Gezilerinizden guzel bilgiler edinoyoruz, bazen de gunun gerginliginden sizin yaklasiminizla uzaklasabiliyor insan. Bu arada koyduklari notu ispanyolca yazmislarsa, cok kotu niyetli de olmayabilirler. Baska yere goturulmesin diye calisanlara birakilmis gozu ile de bakilabilir duruma (belki polyannacilik ama :) )

hakan dedi ki...

valla bende bora beyin tutumluluğuna hayranım...aslında bazen onun yolunda hissediyorum kendimi... yolda önümü kesen 1,5 tl isteyen genç çocuğa 50 kr vermemle beraber hemen aklıma
bana günde 45 kr faiz veren bankam geliyor ben sana bana bankanın bana verdiğinden daha çok verdim diye gururlanıyorum.... üstelik bu banka bana maaş ödemesi yapıyor bi hukukumuz var ...izindeyim bora bey

corrado dedi ki...

üstad yıllar geçti senin bu para harcamama huyun değişmedi, üstüne birde uçuştan para kazanmaya başlamışsın. ne diyebilirim ki :)
diğer yazıları bekliyoruz

Çağlar dedi ki...

Dominik'e gidiş Dominik'in kendisinden daha heyecanlı olmuş. Yolculuk esnasında hep bir karar verme süreci içinde olmak yolculuğun en yorucu kısmı olmalı. Bu karar verme sürecinin insanları yorduğundan dolayı çoğu aşama karmaşık yapılıyor. Çoğu uğraşmayıp kabullenmeyi yeğliyor ve parayı ödüyor. Yada herşeyin planlı olduğu turlara teslim ediyor kendini.

Okuyucu için de acemi tetrisçi metaforu geçerli olduğundan ancak yorum yazabiliyorum.

Unknown dedi ki...

Aldığınız tazminata sanki ben almış kadar sevindim! Ailecek afiyet bal şeker olsun :)

Nily dedi ki...

Malta ve Sicilya yazılarını acil bekliyorum. Almanyada ogrenciyim bir iki aya gideyim diyorum. Sevgiler

Löplöpcü dedi ki...

Yazılarınızı özlemişim hocam. 4-5 ay sonra bir baktım 2 yeni yazı var. Namibya taraflarına yolunuz düşerse bekleriz. Sevgiler